Tuesday, April 20, 2010

Emek.

50 yıl sonra torunlarımla İstiklal Caddesi'nde yürürken onlara Emek Sinemasının eskiden bulunduğu yeri gösterip "burada bir zamanlar çok özel bir sinema vardı, ama ben 20 yaşındayken yıktılar." demeyi reddediyorum.

Istanbul'un boğazdan geçen vapurları, tarihi yarım adası, bütün o gururlandığımız kültürel mirası, hiç biri ben de Emek Sineması kadar özel bir yere sahip değil. Bir filme ne olursa olsun Emek Sineması'nda gitmeye çalıştığımızı, festival zamanı okuldan çıkıp Emek Sineması'na koşturduğumuzu düşünüyorum, ve aslında orada ne kadar da az film izlediğim geliyor aklıma. Hep oradaydı, yıkılması mümkün değildi ki; Emek'e istediğim zaman gidebilirdim. Kültürel mirastan çok daha fazlası Emek benim için. O benim için kişisel bir miras. Kendi çocuğumu oraya götürüp, aynı kendi annemle yaptığım gibi, sahneyi çevreleyen işlemeler ve perdenin kıpkırmızılığı hakkında konuşmak istiyorum. O kıpkırmızı perde açılırken duyacağımız heyecan hakkında konuşmak istiyorum. Emek sineması koltuklarına montlarımızı koyarak boyu yetişmeyen çocuğumun sahneyi görmesini sağlamak istiyorum. Aynı annemle, babamla yaptığım gibi.

Emek'siz bir İstanbul'da yaşamayı reddediyorum.



After 50 years from now on, I refuse to say "There was a very special movie theatre, but they demolished it when I was 20" to my grandchildren while we are walking down in the Istiklal.

Ships sailing in the Istanbul's famous bosphorus, historical peninsula, that cultural inheritance that we all proud of, non of them are important as Emek Theatre. I think of the times that we insist on seeing a movie in the Emek no matter what, running after school to there to watch a festival film and I realize that I haven't went there enough; since it was going to be there, always. Emek is much more than a culturel inheritance for me. It is personal inheritance that I will leave to my children. I want to take my child there and I want to talk about that red curtain, as I did with my mother. I want to talk about the excitement for the opening of the red curtain. I want to put our coats to the chairs of the movie theatre for my child to sit on so my child will be able to see the screen. Just like I did with my mother, or with my father.

I refuse to live in an Istanbul without Emek. Istanbul will be no more without it's cinema theatre.

1 comment:

togliatti said...

Emek ve Alkazar'i kapatan zihniyete tukurmek caizdir.